Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Kasette Gülen’in Hürriyet Gazetesi sahibi Aydın Doğan ve damadı Mehmet Ali Yalçındağ ile ilişkileri, Azerbaycan üst düzey yöneticileri ile ilgili talimatları ve onların “İran tesirine karşı yanlarında olmak gerektiği, Mustafa Sarıgül’ün adaylığı ile ilgili görüşleri ve daha bir çok şey var… Ve ABD’ye karşı tutumu da… (1)
Haberden kısa bir alıntı yaparsak;
“Kayıtlardaki en dikkat çekici nokta ise, Gülen'i arayan kişinin o dönem ABD'nin Almanya Başbakanı'nı dinlettiğinin ortaya çıktığını, Türkiye için de benzer şeylerin dile getirildiğini, "ABD Almanya Başbakanı'nı dinledi" gibi bir haber yapılmasının uygun olup olmadığını sorması.
Fethullh Gülen'in cevabı ise şöyle: "Bence Amerika'yla aramızı çok bozmamak lazım. Başkaları derse desin, biz demeyelim."
Bu düşünceler yeni ifade edilmiş düşünceler değil. Bizzat kendi sitesinde daha kapsamlı ifadeleri var Gülen’in:
“…Dünyanın hali hazırdaki durumuyla, şu çerçevesiyle, Amerika da şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir ve hatta denilebilir ki, şöyle veya böyle Amerika ile dostça geçinmeden destek almak değil, dostça geçinmeden, Amerikalılar istemezlerse, kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, bu itibarla, mesela Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz. Amerika, hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır. (…)
Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı. Rusya destekleyebilir bir işi, fakat Amerika ile iyi geçinmezseniz, işinizi bozarlar. Çünkü Amerika kendi işlerinin ahenk içinde gitmesini ister, Amerika düzeninin bozulmamasını ister. Amerika'daki ahengin devam ve temadisini ister. Ve ben bunu çok yadırgamam. Amerika'nın yerinde Osmanlı Devleti olsaydı, zannediyorum o da aynı şeyi yapacaktı. Yadırgamamak lazım. Bu bir.
Amerika düşmanlığı meselesinin bir diğer boyutu da şu: İnsanlara düşman olmak, ülkelere düşman olmak çok yarar getiren bir şey değildir. Bunu, bir dönemde Varşova Paktı vardı da, NATO paktına sığınma ruh haleti veya psikolojisi şeklinde yorumlamaya da gerek yok. ABD'ne bugün de dünyada ihtiyaç vardır. (2)
Fethullah Gülen Cemaati ABD’ye olabildiğince dost…
Ancak 70’li ve 80’li yılların ilk yarısında Fethullah Gülen böyle düşünmüyordu… 1979 Ka’be baskını ile ilgili bir vaazında ABD ve dolaylı olarak İsrail’e öyle şeyler söylüyor ki, küçük dilinizi yutarsınız…. Mesela ABD için “bomba olup başınızda patlamalı” diye haykırıyor, “Kudüs’ün işgal altında olması utancından” bahsediyor, “Resulullah’a ne cevap vereceğiz?” diye inliyor… İşte o vaazdan alıntılar:
“Mescid-i Aksa gitti. (…) ben çok utandım. İki büklüm oldum. Başımı secdeye koyup dedim: “Ya Rabbi! Bana sorsan, desen ki; “Kendi evinizi korudunuz, hanımınızı, çocuğunuzu korudunuz, benim evimi niye korumadınız?” desen ben ne diyeceğim. (…) 20. Asrın müminlerinin yüz karası. Karşısında Amerika dahi olsa bomba olup patlamalı, başını dağıtmalı gavurun. Yer yerinden oynamalı, haykırmalı ve kükremeli…”(3)
Ancak sonraları gittikçe güce ram olan ve güçlünün yanında olmadan bir şey yapamayacağına inanan bir düşünce ile bu günkü Cemaat yapısının temelleri atılmaya başlanmış anlaşılan…
Hele Zaman Gazetesi’nin ilk ortaya çıkışı ve çok geçmeden de zamanın iktidarı Özal’lı ANAP’ın marifetiyle Cemaate geçişi bu güce doğru dümen kırmanın ilk işaretleri olarak orta yerde duruyor…
Bilindiği gibi Zaman Gazetesi 3 Kasım 1986 tarihinde Fehmi KORU’nun yönetiminde yayın hayatına başlamış, o dönemin İslamcıları tarafından heyecanla karşılanmış ve “fikir” gazetesi olarak kabul görmüştü. Bünyesinde o zamanın etkili İslamcı kalemlerinden Ali Bulaç, Cahit Zarifoğlu, Nabi Avcı, Hüseyin Hatemi, Hakan Albayrak, D.Mehmet Doğan gibi isimleri barındıran Zaman, bu makbuliyetinin bedelini, çok geçmeden Fehmi Koru haricindeki kadrosunun dağıtılıp gazetenin Cemaatin emrine geçirilmesiyle ödüyordu. Zaman, ilk çizgisine sadece 1 yıl dayanabilmişti. 1987 sonunda Cemaat, gazetenin sahibi Alaeddin Kaya ile anlaşıyor ve gazete cemaatin çizgisine giriyordu… Ve hemen akabinde Cemaat ve Zaman şiddetli bir ANAP yanlısı çizgide boy gösteriyordu…
“Cemaat” diye bilinen yapı İsrail’e de düşman değil…
Cemaatin liderinin şu güne kadar İsrail aleyhine tek bir laf ettiğini duyan var mı?
Hakkını yemeyelim, 2010 Mavi Marmara basınında “İsrail’den izin alınmalıydı” dediği için oldukça eleştirilmiş, Gazze’de abluka altında olan Filistinliler ile ilgili hiçbir açıklamasının olmayışı ile “asıl niyeti” sorgulanmaya başlamıştı. İşte o baskılar altında, yine “içinde İsrail geçmeyen” şöyle bir açıklaması olmuştu:
“İslam dünyası adına buna (içten yakarışa ve şuurlu duaya) çok ihtiyaç var. Suriye'deki problemi çözemezsiniz siz.. Filistin'deki problemi çözemezsiniz, Allah'ın inayeti olmazsa.
Bu açıdan da sürekli duaya kilitlenip Cenab-ı Hakk'a tazarru ve niyazda bulunmak lazım. Arkadaşlarımız her gece kalksınlar, teheccüd kılsınlar. Alsınlar ellerine bir dua mecmuası.. el-Kulubu'd-Daria'yı mı alırlar, kendilerinin okudukları bir duayı mı alırlar.. başlarını yere koysunlar...
Çocuğu kuyuya düşmüş bir insanın kuyunun başında sızlaması gibi.. doğum esnasında hanımının iniltileri karşısında ona dua eden bir insanın kelimeleri şuurla söyleyişindeki edayla bir dua.. bir tazarru.. bir niyaz!..”
(Rotahaber, 21.11.2012, FETHULLAH Gülen, İsrail-Gazze sessizliğini bozdu başlıklı haber, haberin linki
http://haber.rotahaber.com/fethullah-gulen-israilgazze-sessizligini-bozdu_323007.html)
Ama İsrail’i arkalayan sözleri çok daha fazla! Hani, Irak’ta Saddam henüz baştayken, efendileri ile yeni yeni bozuşmaya başlamış ve bu bozuşma 1. Körfez savaşına dönüşmüştü… Saddam, Büyük Efendi’nin canını yakacak bir iş yapmak istemiş ve İsrail’e art arda scud füzeleri fırlatıvermişti…
Yıl 1991…
Saddam’ın attığı füzeler Telaviv’de maddi hasara yol açmış, ancak can kaybı olmamıştı… O zamanlar Fethullah Gülen, bu konu ile ilgili çok tartışılacak sözler sarfetmişti…
Mesela demişti ki; "İsrail’de,bomba tehdidi altındaki Yahudi çocukları için yüreğimin yağları eriyor,onların başında patlayan bombalar sanki içimde patlıyor."
Başlarına bomba yağan Iraklı çocuklarla ilgili tek kelime etmeyen Gülen’in bu sözü, o zaman da bayağı tepki almıştı… Bununla da kalmamış Fethullah Gülen Saddam aleyhine de vaazlar vermeye başlamıştı. O zamana kadar Saddam’ı, İran-Irak savaşı nedeniyle destekleyen Gülen, birdenbire Saddam düşmanı kesilmişti. Buna, bir çok İslamcı yazar gibi, şimdi Zaman yazarı olan Ali Bulaç da çok sert tepki göstermiş ve o zamanlar yayınlanan Vahdet dergisinde “Ağlayan ve ağlatan Hoca” başlığı ile bir yazı kaleme almıştı. Yazısında çok sert ifadelerle eleştirdiği Fethullah Gülen’i “artistlere taş çıkartacak profesyonellikle ağlayan ve ağlatan” olarak nitelemişti. Bu yazı geçenlerde Hükümet-Cemaat kavgası nedeniyle yeniden gündeme de gelmişti: (4)
“Bu yazıyı kaleme aldığımızda Körfez savaşı 3. Haftasını doldurmuş oluyordu. Bu geçen süre içinde Amerika ve müttefiklerinin Irak'ın yerleşim bölgeleri, askeri ve ekonomik hedefleri üzerine yağdırdıkları bomba sayısı çoktan 200 bini aşmış durumdaydı. Gece gündüz, günün her saatinde 600 uçak havalanıyor, Adana-İncirlik ve Dahran'dan gidip Irak üzerine ölüm yağdırıyor...
Bu katliama karşı kim suskun kalabilir?...
...İnsanlar bu vahşi savaşa, bu soykırıma tepki göstermeye başladılar, sokaklara dökülüp, Amerika ve müttefiklerini lanetlediler.
Türkiye'de hükümet çevrelerinin bu haklı (tepkilerden) büyük rahatsızlık duyduğu anlaşılıyor. Hemen karşı propagandaya geçildi ve Körfez Savaşı'nın Hıristiyanlarla, Müslümanlar arasında süren bir savaş olmadığını etrafa yaymaya başladılar. Önce devletin memuru Diyanet İşleri Başkanı bir demeç verdi.
Ardından "ağlayan ve ağlatan hoca"ya, "Türkiye vaizi" statüsüne çıkartılan emekli bir vaize merkezi camiler tahsis edilerek Saddam Hüseyin aleyhinde vaazlar verildi.
Dün İran-Irak savaşında Ayetullah Humeyni’nin zulmüne karşı gelen Saddam Hüseyin’in erdemlerinden dem vuran Hoca, şimdi yukarıdan aldığı direktifler doğrultusunda, Saddam Hüseyin'in kafirliğinden, işlediği zulümlerden bahsetmeye başladı.
Bu artistlere taş çıkartacak profesyonellikle ağlayarak ve ağlatarak, üstelik Resulullah (s.a.v.) adına saçma sapan rüyalar uydurarak, Saddam aleyhtarlığı yapan Hoca'nın sözlerinden çıkan sonuç, Amerika'nın bölgede yaptıklarından dolayı kınanamayacağı, bu yüz kızartıcı bombardımanlardan mazur görüleceği sonucudur.
Ben kişisel olarak bunu yadırgamadım; çünkü adamlar birilerini besliyorlarsa, bunun bir bedeli vardır. Şimdi bu bedeli ödemelerinin tam zamanıdır...
...Bunlar "zihn-i müşevveş" kimseler değildir, tam aksine "muallem" kimselerdir...
...Hani Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dünya müslümanlarını bir vücuda benzetmişti; hani bir organa bir diken batsa diğer bütün organlar rahatsız olurdu? Irak’ta bir organımıza diken batmıyor, adeta koparılıyor.
Ey ağlayan ve ağlatan Hoca! Biraz da bu hadisi hatırlayıp bundan söz etsene!...”
Bu uzun alıntıyı, Ali Bulaç’ın şimdi bir Cemaat gazetesinde yazmasını eleştirmek için almadık. Fethullah Gülen’in, öteden beridir Ortadoğu olaylarına bakışını ve duruşunu özetleyen bir yazı olduğu için alıntıladık.
Evet, Fethullah Gülen’in İsrail’i direkt hedef alan hiçbir sözü yoktur.
Sözlerinin “satır aralarında” o da “lütfen” Filistin’den bahsettiği olmuştur. Mesela şöyle:
“Saraybosna kan revan.. Karabağ,Azerbaycan feryat u figân.. Keşmir alev alev.. Somali istismar ağında inim inim.. Sudan baskı altında.. Filistin kaynayan bir kazan.. Ve bu koskoca âlemde çektiren dinsiz ve hıristiyan,çeken de Müslüman.. ne acı ki,bu bile bir şey anlatmıyor bize...” (5)
Herhalde o zamanlar Hıristiyanlarla “Hoşgörü ve diyalog” atılımı ve açılımı başlamamıştı…
Ve Hükümet-Cemaat çatışmasının olanca hızıyla devam ettiği bu günlerde, hızlı bir cemaatçi olan Today’s Zaman yazarı Emre Uslu, İsrail’e bakışlarını ortaya seren ilginç şeyler söylüyor:
“(Gülen hareketi)Türkiye’nin İsrail’le çatışma içinde olmaması gerektiğini düşünüyorlar. Çünkü Gülen hareketi İsrail ile olan çatışmanın Türkiye’yi Batı’dan uzaklaştırdığını ve ülkeyi İran, Rusya ve Ortadoğu’ya yakınlaştırdığını düşünüyor.” (6)
…
“Yine Gülen’in Yahudilerle ilgili Kur’an ayetlerini yanlış anladığını beyan eden sözleri vardır. The Atlantic dergisi Fethullah Hocaefendi’nin, Anti-Semitizm ve Yahudilerle ilgili görüşlerini yayınlamıştı... The Atlantic’in, “Anti-Semitik” olup olmadığı şeklindeki sorusu üzerine Fethullah Hoca “daha önce Kur’an ayetlerini yanlış anladığını” söyleyerek, sonradan “Yahudilere dair bakışının değiştiğini” açıklamıştı.
Fethullah Hoca, aynen şöyle demişti:
“Kemali samimiyetle itiraf etmek lazım ki (Yahudilerle ilgili) ayet ve hadisleri yanlış anlamış ve yaptığım izahlarda yanılmış olabilirim. Şunu anladım ve daha sonra belirttim ki Kur’an’da veya sünnette yer alan (Yahudilere yönelik) eleştiri ve lanetlemeler belli bir inanca bağlı insanlara değil, herhangi bir insanda olacak karakteristliğe yapılıyor.”
Dergi, İsrail Baş Hahamı Eliyahu Bakshi Doron’un 25 Şubat 1998 yılında İstanbul’da Fethullah Hocaefendi’yi ziyareti sırasında çekilmiş bir fotoğrafı da arşivden bulup yayınlamıştı...
Fotoğrafta, Başhaham Doron, Hocaefendi’ye “bir çini vazo” hediye ederken görülüyordu.” (7)
ABD’yi ise ne doğrudan ne de dolaylı eleştiren bir sözüne rastlayamazsınız…
Muhsin Küçüker / rasthaber
(1) http://www.rasthaber.com/haber_detay.php?haber_id=96692
ayrıca, Takvim Gazetesi 18.02.2014, ABD ile aramızı bozmamak lazım, başlıklı haber
http://www.takvim.com.tr/Guncel/2014/02/18/abd-ile-aramizi-bozmamak-lazim
(2) http://tr.fgulen.com/content/view/7877/15/
(3) http://www.haber5.com/video/fethullah-gulenden-ibretlik-vaaz
(4) http://www.habervaktim.com/haber/356025/ali-bulacin-sok-gulen-yazisi.html
(5) M.Fethullah Gülen,Sızıntı,Ocak 1994,Cilt 15,Sayı 180
Link: http://tr.fgulen.com/content/view/13205/23/
(6) Hasan Karakaya, Yeni Akit Gazetesi, 28 Kasım 2013,
Link, http://www.habervaktim.com/yazar/62439/mesele-dershaneler-degil-mesele-israil-ab-ve-kurtler.html
(7) Hasan Karakaya, Yeni Akit Gazetesi, 28 Kasım 2013,Link,
http://www.habervaktim.com/yazar/62439/mesele-dershaneler-degil-mesele-israil-ab-ve-kurtler.html